|
B E N T Ü R K’ Ü M
Ezelden ebede Türk’tür soyumuz, Kayı, Kıpçak, Oğuz bizim boyumuz, Altaylardan çıkar temiz soyumuz, Hepimiz Mehmet’iz, hepimiz Türk’üz. Estergon’da Asena’yım, Oğuz’um, Çaldıran’da çala kılıç Yavuz’um, Cengaverler cengaveri Cengiz’im, Hepimiz Mehmet’iz, hepimiz Türk’üz. İsmail’iz, Alptekin’iz, Cemil’iz, Kafkas dağlarında kartal Şamil’iz, Ankara’da Mustafa’yız Kemal’iz, Hepimiz Mehmet’iz, hepimiz Türk’üz. Osman Bey, Ertuğrul Gazi ecdadım, Plevne’de Osman Paşa’dır adım, Kırk kişiyle saray basan Kürşad’ım, Hepimiz Mehmet’iz, hepimiz Türk’üz. Malazgirt’te şanım, Alparslan Han’dır, İstanbul’da adım Fatih Sultan’dır, Soyumda sopumda Türk soyundandır, Hepimiz Mehmet’iz, hepimiz Türk’üz. Erzurum’da çelik yürek dadaşız, Elazığ’da vatansever gakkoşuz, Trabzon’da bayrak için sarhoşuz, Hepimiz Mehmet’iz, hepimiz Türk’üz. Her zaman her yerde Müslüman Türk’üm, İlah-i Kelimatullah’tır ülküm, İşte budur kimliksizlerden farkım, Hainlere inat Türk oğlu Türk’üm. Mevlana’yım, Hacı Bektaş’ım, Yunus’um Tarihe bak lekesiz bir ulusum, Arzu eden sonsuza dek ulusun, Soyum belli, huyum belli, BEN TÜRK’ÜM NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE N e fırtınalar gördü bu millet, ne kasırgalar E ğilmedi başı, dik duracak daha nice asırlar M ümkün mü seni tarihe gömmek U lu bir milletsin övünmek hakkın T ÜRK olmak, sana verdiği bir lütuftur Hakk’ın L iyakat sana verilmiş hakk’tan TÜRK’lüktür Nişanı U lular ulusu bir soydansın sen, unutma Atanı T arihler yazdırmış bu millet asırlar boyu Ü zerine titremiş yaradan, yaratırken bu soyu R iyadan uzak, sevgi doldurmuş senin gönlüne K arşı koyamaz hiç bir kuvvet senin gücüne Ü zerine gelseler de akın akın M ertlik sende, kurtaracak seni damarlarındaki asil kanın D ünyayı diz çökertmişsin önünde İ stanbul’u almışsın elinden, FATİH’le Y aşattığın sürece TÜRK’lük aşkını gönlünde E l aman dileyecek daha nice milletler önünde N e fırtınalar koparacaksın daha, nice kasırgalar E linde KUR AN ve BAYRAK, ruhunda TÜRK’lük ve İNANÇ var NE MUTLU TÜRK’ÜM DIYENE !
10 月 29 日
|
|
|
Kıymetini bilmeli
Kıymetini bilmeli hayatın, kıymetini bilmeli sevdanın, sabahın kızıllığının, ikindi serinliğinin, gün batımının eşsiz güzelliğinin kıymetini bilmeli. Aldığımız nefesin, uyuduğumuz gecenin, gördüğümüz rüyanın, uyandığımız sabahın kıymetini bilmeli... Kıymetini bilmeli varoluşun, yüzümüzü okşayan, esen rüzgârın, gönlümüzü ıslatan yağmurun, gökyüzünü örten pamuğumsu bulutların, renklerin cümbüşü gökkuşağının, içimize işleyen kuş cıvıltılarının, penceremizden gönlümüze süzülen ay ışığının kıymetini bilmeli... Kullandığımız her kelimenin, uzattığımız virgülsüz cümlelerin, yazdığımız kalemin, çizdiğimiz resmin, bağrını karaladığımız kâğıdın, kendimizi bıraktığımız kitap sayfalarının kıymetini bilmeli. Her sabah vazgeçilmezimiz tarağın, saç tokasının, gururla baktığımız bizi bize sunan aynaların, kapatıp açtığımız kapıların, giydiğimiz ayakkabıların, attığımız adımların kıymetini bilmeli. Çocukluğumuzun şâhidi salıncakların, çarpışan arabaların, büyüyünce öksüz bıraktığımız oyuncakların, dört gözle beklediğimiz mektupların kıymetini bilmeli. Öylesine yaşanmalı ki hayat, hiçbir şey, hiçbir zaman boşlukta sallanmamalı. Şöyle düşünüp baktığımızda her şeyin bizim için var olduğunu anlamalı, bize hizmet için teyakkuzda beklenildiğini unutmamalı. Öyle ya; ayakkabı giyilmeyi, sürme çekilmeyi, mektup okunmayı, cümle kurulmayı, toka güzelliğe güzellik katmak için takılmayı, tarak dağılan saçları toplamayı, kitap sayfaları keşfedilmeyi, bilgilendirmeyi, adımlar gideceğimiz yere götürmeyi, rüzgâr serinlik vermeyi, ay ışığı ve yıldız yüreğimizde büyümeyi, gece kötülükleri örtmeyi, sabah yenilikleri sunmayı, gökkuşağı sevdayı sergilemeyi, rüya umutları tazelemeyi bekliyor. Her şey bizim için var. Dertler, hüzünler, mâtemler, kötülükler yok mu? Tabii ki onlar da var. Onlar da bizim için. Onlar olmasaydı hayat da olmazdı. Kötülük olmasaydı, iyi nasıl seçilirdi, mâtem olmasaydı mutluluk nasıl anlaşılır, ağlamak olmasaydı, tebessüm ferahlatır mıydı gönlümüzü? Her şey zıddıyla kaim değil miydi bu dünyada? Kıymet bilmek için illâ kaybetmek mi lâzım? Kıymet'in de kıymetini bilmeli. Hayattan ne kadar da çok şikâyet ediyoruz? Durup düşündüğümüzde, günlerimiz, emeğimiz, hep daha çok için gelip geçiyor. Farkında mıyız ki ,daha çok, dediğimizde elimizdekinin mutluluğunu yaşayamıyor, daha çok'un kaygısıyla eritiyoruz ömrümüzü. Nereye kadar? Oysa mutluluk, oysa huzur bize kendimizden daha yakın değil mi? Bir tebessümde aramalı umudu, bir selâmda bulmalı huzuru. Batan güneşin peşinden koşmak yerine doğacak güne dönmeli yüzümüzü. Tabii ki düşler ve hayatın gerçekleri her zaman kesişmez. Genellikle gerçeklerle düşler arasında tercih yaparız. Yaptığımız tercih de hayatımız olur. O zaman neden mutluluk düşlerimizi hayatın gerçekleriyle barıştırmıyoruz? Neden tercihimizin adı mutluluk olmasın? Mutlu olmaktan korkuyor muyuz yoksa? Eğer gülleri duyabileceğimize inanırsak bir gün mutlaka duyarız. Kıymetini bilmeli güllerin, gül yüzlerin, kömür gözlerin, kıymetini bilmeli sevmenin ve sevilmenin, kıymetini bilmeli her şeyin...
6 月 19 日
|
|
|
kayaahmet发表:
huzura davet
4 月 25 日
|
|
|
husamettin发表:
secil msn ye beni kaydet orda da görüşelim bu sene köye gitcen mi entş slm lar by
4 月 11 日
|
|
|
HAKKI ARAYAN GELSİN
Bu zor işi yapmaya,Kolu sıvayan gelsin! Batıldan kaçınarak,Hakkı arayan gelsin! Pısırık şöyle dursun,İşe yarayan gelsin! Rezalete bakmayıp,Gözü koruyan gelsin! İşlenen günahları,Kökten kazıyan gelsin! Eli değil kendini,Her an kınayan gelsin! Hizmetlerde yarası,Akıp kanayan gelsin! Yabancılar anlamaz,Bizi tanıyan gelsin! Ele hep gülümseyen,İçten ağlayan gelsin! Haram şeylere karşı,Eli bağlayan gelsin! Hak aşkıyla kavrulup,Kalbi dağlayan gelsin! Katı kalpliler değil,Gözü çağlayan gelsin! Kazancını helalden,Tutup sağlayan gelsin! Çiğ olan geri dursun,Pişip kaynayan gelsin! Nimet ganimet diye,Zevkten oynayan gelsin! Solmaz dost gülünü,Bağdan toplayan gelsin! Fitne fesattan kaçan,Sırrı saklayan gelsin! Günahlardan sakınıp,Kalbi paklayan gelsin! Nasuh tövbesi edip,Nefsi aklayan gelsin! Yunus gibi hak yola,Canı adayan gelsin!
3 月 25 日
|